top of page

Dar Boğaz



Van Gogh’un Zeytin Ağaçları’na bakarken içimi türlü his kaplıyor. Hiçbir gövde dümdüz değil, hiçbir dal nizamla uzanmıyor.

O ağaçlar, toprağın bağrından bir feryat gibi bükülerek, kıvranarak ve acıyla ama inatla "ben buradayım" diyerek fışkırmışlar.

Fırçanın her darbesi bir yara izi, her yamukluk bir karakter aslında.

Onları şahane kılan şey, zımparalanmamış, o vahşi ve dürüst yaşanmışlıkları.


Bir süredir durup durup bunu düşünürken buluyorum kendimi.

Peki insanlar artık neden bu kadar yapay?

Sanki renkler azalıyor, herkes aynı ruhsuz cilaya boyanıyor.


Bilmem insan ne zaman köşelerini kaybeder de bu aynılığı normalleştirir fark etmeden?


İşte benim “güzel” bulduğum şey; tam da bu aynılığa bir başkaldırı.


Hatta bunu “Gerçek güzellik, içinde daima biraz tuhaflık taşır” yazımda söylemiştim😊

Ben “tuhaf” seviyorum.

Kusursuz olmaya çalışmayanı,

hafif kırışık bir detayı,

fazla gülen birini,

yerli yersiz taşan bir duyguyu…


Çünkü orada bir hayat var.

Orada bir iz, bir hata, bir hikaye var.

Silinmemiş, düzeltilmemiş, üstü örtülmemiş.


Ve ben tam da bu düşüncelerin ortasında,

yamularak büyümüş bu devrimci ağaçları izlerken bu dizeleri yazmaya başladım:


Dar Boğaz


"Herkes çok steril, herkesi zımparalayıp aynı kutuya koymuşlar. Kimsenin bir pürüzü, bir çıkıntısı yok. Kimse taşmıyor kabından, kimse kendi yangınını çıkarmıyor. Öylece, yan yana dizilmiş heykeller gibi... Birbirlerinin aynısı oldukları için, aslında hiçbirinin yok olduğundan habersiz..."


Neredeyse, henüz, eksik, tamam, rağmen,

Kalanın çoğu sen olursun, çoğu ben

Çoğu geceye karışan da bir olmuyor zaten

Odadaki eşyalar bile yerini şaşırmışken

Biz hangi hikayenin içinde, kime benziyoruz sahiden?


Oysa kimse yanmıyor, kimse taşmıyor, kimse şaşmıyor artık,

Herkes çok hizalı ya da biraz fazla tanışık.

Bir çatlak arıyorum, bir hata, bir isyan,

Ama karakterler aynı, replikler hep bir örnek,

Zor olmuyor mu her gün aynı gömleği giymek.


Ah bizim ayrılığımız da dert, aynılığımız da,

Sıkışıp kalmışız bu şehrin dar boğazında.

Ne sevda kaldı geriye ne de o eski sarhoşluk,

Bence bu sadece parıltılı bir hoşluk.

Kıvılcım ararken bulduğum o büyük boşluk...


Oysa kimse yanmıyor, kimse taşmıyor, kimse şaşmıyor artık,

Herkes çok hizalı ya da biraz fazla tanışık.

Bir çatlak arıyorum, bir hata, bir isyan,

Ama karakterler aynı, replikler hep bir örnek,

Zor olmuyor mu her gün aynı gömleği giymek.


Gece bizi topluyor, çift sayı etmiyoruz,

Aynı rüyanın içinde, birbirimizi görmüyoruz



 
 
 

Yorumlar


Post: Blog2_Post

Takip Et

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn

©2022 by hangipelin. Proudly created with Wix.com

bottom of page